19 Ağu 2017

KALBİMİ SEVİYORUM HALA İNANABİLDİGİ İÇİN

Gecenin bu saatinde beni klavyenin başına oturtacak o gücün ne olduğunu çok iyi biliyorum ama ne yazık ki bunu yazabilecek cesaretimin yok.

Evet. kalbimi seviyorum hala inancını kaybetmediği için. Her şeye rağmen, tüm yaşananlara, bütün yaşanmışlıklara rağmen, ailemin bile varlığının sadece formalite icabı var olduğunu söylediğim zamanlarımın hiç bitmeyecek olmasını bilmeme rağmen, mavi devin de dediği gibi değer kumkuması yaptıklarım 'Kafama bir değil binlerce kazık çaksalar (bile bile, isteye isteye) istemeden olmuştur, elleri kayıvermiştir diyebilecek inanca sahip olacak o kalbim. İnsanların gördüğü o zarafeti bunca sene ilmek ilmek işlemek kolay olmadı bu kalbe. İnci gibi dökülen milyonlarca göz yaşı ile besliyorsunuz o inceliği. İnsanların hayranlıkla baktığı o ışıltıyı yakalamak kolay değil üstadım. (Belki de ilk defa bu sayfa bu söylenenlere şahit oluyor. Mavi dev amacına ulaşıyor gibi gibi)

Bu gün etrafa saçtığım bir ışık fark ettim. Tüm omurgasızlara rağmen. Sanki mükemmelmişim gibi geçti bu günüm. Halbuki ne topuklu ayakkabılarım, ne mini eteğim vardı. üstelik annemden gece gezmelerim yüzünden bir ton laf işitmeme rağmen. 'Sanki' dedim kendi kendime, 'Sanki çığlıklarımı duydunuz bu güne kadar, sanki bir günden bir güne gerçekten yanımda olabildiniz. Sandınız ki Ebru hata yaptığında biz hesap sorarsak ebeveyn oluyoruz. Sahi neredeydiniz sizler benim içim bağıra bağıra feryat ederken, içimdeki o çocuk ölmek üzereyken bir kürek toprakta biz atalım diye beklerken,uzattığım o eli hanginiz gördü? Gerçekten hiç mi acımadı,acımıyor ve acımayacak içiniz? Benim, yoldan geçen hiç tanımadığım birisi için bile üzüle bilme kapasitem varken siz nasıl böyle kör olabildiniz bana? Tamam, tamam çuvaldızı kendime batırayım hadi; Ben ne yaptım bu kadar size? Belki ben bir gün bunları ve bunların daha fazlasını sizin yüzünüze haykırabilirim fakat şimdilik biraz daha boş ver modun da takılabilirim ki öyle de yaptım.

Kötülük denilen bir illet var. Benim bu düşüncem ne kadar mantık dışı gelse de kötü olan bir olay, söz duyacağım zaman tıkadım kulaklarımı, görmeden kapattım gözlerimi ya da kaçar adım uzaklaştım işte. Dinlemedim dedikodularınızı, yanımda başkaları hakkında konuştuklarınız arkadaşlarımsa susturdum, sizin hayatınız bana hep saçma geldiği için amaçsız geldiği için leş geldiği için kitaplara sarıldım. Uzak durdum işte. Bir kaç ay kendime izin verip hayatınızı yaşadığınız kafayı anlamak için hem kardeşlerimle hem sizlerle biraz daha fazla zaman geçireceğim. Amaçsızlık nasıl bir duyguymuş empati yapacağım azıcık.

Ne diyorduk kötülük tohumunu kalpte büyütmek . Kötülük kalpte yeşermez üstadım o büyür büyütülür. İyilik tohumları yeşerir, çiçekler yeşerir, çimler yeşerir falan ama kötülük sadece büyür işte. Neyse; çevrem; ' Ben seni tanıdım tanıyalı sürekli elinde kitap, ya okula, ya kursa, ya dershaneye gidiyorsun. Ne oldu ikinci üniversiteyi de bitirdin eline ne geçti.' cümlelerini sarf edecek sırtlanlarla dolu. Onlara karşı da tek tek bu cevabı vermekten yorulmayacağım; 'Sana ne okudum, 5. üniversiteyi de okurum. Marmara Üniversitesinin havasını solumak istedim, İstanbul'da tatil yapmak istedim, bir zamanlar ben okumak istiyorum diye çığlıklar attığımda beni duymadıkları andaki ilk tercihleri evlendirmek olduğu için tek başımayken de başarabiliyorum alın bu da ikinci diploma diye önlerine fırlatmak istedim, hem bir çocuk yetiştirmeye çalışıp, hem iş hayatında mücadele verip hem de sınavdan sınava koşarken o zehrinizi başka yerlere akıtın istedim. İstedim ve yaptım, olup olmadığı beni ilgilendirir bir zamanlar sokamadığınız o burunlarınızı ve patilerinizi lütfen yine uzak tutun. ....'
Evet küfürden hiç haz etmem. Doğrudur ben sadece ince ince bazen pata küte yazabilirim.

Bu günkü ışığımdan bahsetmeden geçemeyeceğim bunca aklıma ve dilimin ucuna gelenlere rağmen ben her adım attığım sokağa bir gülücük bıraktım. Sebebi yoktu berbat geçen günlerimin hediyesi gibiydi ve duyduğum en güzel cümleler arasında ilk sırada; ' Şiirden kadın düşmüş...' Bu tebessümlerin karşısında kayıtsız kalamayan bir arkadaşımızdan gelen tatlı teklifi ve iltifat cabası, sonuncu ve en argo olanına geliyorum; 'Bu kadar güzel olmak suç olmalı.' İnsanlar duygularını ne ile beslerler ise dillerine onlar yansıyor işte. Tabi ki kabalık etmedim en nazik tarafımdan teşekkür ettim hepsine, en güzel kocaman gülümsemeler takındım dudaklarıma.

İş hayatımın garipliği bu aralar peşimi bırakmasa da en ilginç olanı firma sahibinin bütün sosyal medya hesaplarımı takip ediyor olması, çevremde herkes internetten anlamak zorunda değildi Allah'ım, ilgili olması gereken insanlar bilselerdi yeterdi aslında. İnşaAllah burayı da bulmaz bir de twitter hesabımı. Bu dua da anne ve babam da var Allah'ım onları atlamayalım. Hayır zaten annem arkadaşlarımın arkadaşlarına kadar biliyor artık facebook sayesinde fazlasına girmeyelim ne olur.

Özledim demeye korktum üstadım. Demiyorum konuşturmuyorum kimsecikleri de. Hafif bir sızı oluyor geçiyor sonra. Çabalarken saçmalayabiliyorum. Ben de insanım bazen saçmalamak istiyorum işte.

Tabi ki geceye şarkı bırakmadan olmaz;


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder