19 Ağu 2014

Anlayamıyorum, En Fenası da Anlatamıyorum İçimi ve Biliyor musun Yoruyor Anlatmaktan Çok Anlaşılmamak...

Kocaman bir aşkım vardı benim. Anlatsam, herkese anlatsam bitmeyecek bir aşkım vardı öyle büyüktü ki ışığıyla gözlerimi kamaştıracak güzellikte beni öyle mutlu dünyanın en güzel kadını yapan muhteşemlikte.

Sonra...

Sonra o ışık beni içten içe tüketti bitirdi. Kocaman olan o aşk var ya her defasında beni benden götürdü. Canımın acısını yerin yedi kat dibinde yaşadım. Küfürlerim oldu ağız dolusu, haykıramadım... Çığlıklarım oldu feryat figan kimseciklere duyurmadım... Bitmeyen bir karanlığın içinde boğuldum. Birisi parmak ucuyla dokunmayı bırak elini uzatsa gözlerim hazırdı ağlamaya. Kandırdım kendimi yalanlar söyledim önce içime ' Hiç sevmeyen biri vardı .'senin iki kişilik yaşıyorum sandığın o aşkta. 'Gidecek!...' dediler. 'Gitmez!...' dedim 'Biz bitmeyiz, bitmeyeceğiz.' dedim... Sonra ' Gitti, bitti!...' dedim. Yokluğunun acısı da acıtmayacak canımı artık 'Sabır!..' dedim 'Unutacağım...' dedim. Önce kendimi kandırdım. Sonra herkesi... Canım sızladığı her an çevreme bakındım. Sanki yanı başımdaymış gibi. Otobüsleri reddettim bir süre ' Ya kokusu gelirde yoklarsa sol yanımı...' düşüncesiyle kaçtım herkesten her yerden. Kaçtım, küçücük dünya da onlarca insanla karşı karşıya geldim de onu bir kez daha görüp kokusunu içimin en dibine hapsedecek kadar sarılamadım...

Öyle işte. Olur bazen böyle. Garip antika değerinde duygular kaplar insanın beynini, kalbini. Canın yansa ne fayda... Kavuşmak denilen o eylem masalların bir parçası oldu bana... Yoluma böyle de devam edebilirim. Sensiz, sessiz, hissiz... 

Umut mu? Her zaman benimle o kalbimde olduğu sürece... Dualarım tek çarem kalbimden göklere yükselen kelime topluluğu...

Daha söylenecek o kadar söz varken bırakmak zorunda olmak ne fena, daha yaşanacak gezilip görülecek onca yer varken bitmesi. Ne fena değil mi?....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder